قصص قصيرة

قصص قصيرة تركية مترجمة: أجمل الحكايات التركية بالعربية

قصص قصيرة تركية مترجمة ، قصص جميلة مسلية مكتوبة باللغة التركية ومترجمة الي اللغة العربية لكل عشاق تعلم للغات ، طريقة سهلة وممتعة ومفيدة لتعلم اللغة التركية نقدمها لكم في هذا المقال من خلال موقعنا قصص واقعية ، نتمني لكم قراءة ممتعة ومفيدة .

قصة الرجل في أفريقيا

(Afrika’daki adam)

Bir adam , Afrika’da yürürken arkasından bir aslanın koştuğunu görür.
رجل اثناء تجواله في افريقيا رأى اسد يركض خلفه
———————————–
Hızla kaçarken tam önünde bir kuyu görür
أثناء هروبه سريعا وجد امامه مباشرة بئر ماء
———————————–
ve hızla kuyuya iner.
نزل مسرعا الى البئر
———————————–
İpe sarılıp kuyuya inerken..
والتف بالحبل واثناء نزوله البئر..
———————————–
Alt tarafta büyük bir yılan görür.
رأى بالاسفل افعى كبيرة
———————————–
Yılan hızla buna doğru yükselirken ..
وأثناء قدوم الافعى بسرعه باتجاهه
———————————–
Ne yapacağım der.
قال ماذا سأفعل؟؟؟
———————————–
Üstte aslan altta yılan.
بالاعلى اسد وبالاسفل الافعى
———————————–
sırada iki tane fare biri
في هذه الاثناء راى فأرتان
———————————–
beyaz diğeri siyah
احداهما بيضاء والاخرى سوداء
———————————–
ipi kemirmeye başlar.
وبدأتا بقرض الحبل
———————————–
Her yerden başı belada iken
وبينما المصائب من كل الجهات
———————————–
bir anda bir yüzünde ıslak bir şey hisseder.
فجأة ، شعر الرجل بشيء مبلل على وجهه
———————————–
Bir arı bir damla bal yüzüne bırakır
نحلة تركت على وجهه قطرة عسل
———————————–
ve balın tadı damağında iken….
وعندما بدأ بتذوق العسل .. …
———————————–
Uyanir.
يستيقظ
———————————–
OH BE RÜYA İMİŞ der.
يقول اه كان حلما
———————————–
Bir seyyide anlatır.
يشرح ذلك ل(شيخ)
———————————–
Rüyamın yorumu ne diye?
قائلا ما هو تعليقك لحلمي؟
———————————–
Anlamadın mı der gülerek?
يقول ضاحكا الم تفهم ؟؟!!
———————————–
Peşinden koşan aslan ölüm meleğidir.
الاسد الراكض خلفك هو ملك الموت
———————————–
İçinde yılan bulunan kuyu senin mezarındır.
البئر الموجود بداخله الأفعى هو قبرك
———————————–
Sarıldığın ip senin hayatındır.
والحبل الذي التففت به هو حياتك
———————————–
Beyaz ve siyah fare gece ile gündüzdür
الفأرتان البيضاء والسوداء هما الليل والنهار
———————————–
ömrünü kemirirler.
يقضمان عمرك (يأكلون عمرك فيمضى بسرعة )
———————————–
Peki ya o bal nedir dersen ?
وان قلت لي اذن ماهو العسل ؟؟
———————————–
Dünyanın geçici lezzetidir,
لذة الحياة المؤقته
———————————–
Ölümün arkasında bir hesap olduğunu sana unutturur..
تنسيك أن هناك بعد الموت حساب

(Zamanın Yankısı)

:İstanbul’un dar ve tarih kokan sokaklarından birinde, ömrünü eski saatleri tamir etmeye adamış ihtiyar bir usta yaşardı: Ahmet Usta. Onun dükkânına adım atmak, adeta zamanın akışını değiştirmek gibiydi. Duvarda asılı duran yüzlerce saatin çıkardığı “tık-tok” sesleri, geçmişin ve geleceğin bitmek bilmeyen bir senfonisini andırırdı. Ahmet Usta için her saat, yalnızca mekanik bir çark yığınından ibaret değil; içinde bir insanın anılarını, sevinçlerini ve hüzünlerini barındıran canlı birer varlıktı.Bir sonbahar akşamı, dükkânın kapısı hafifçe aralandı ve içeriye genç bir kadın girdi. Elinde, gümüş köstekli, oldukça yıpranmış antik bir cep saati tutuyordu. Kadının gözlerindeki keder, Ahmet Usta’nın dikkatinden kaçmadı. Genç kadın, saati masaya bırakırken titreyen bir sesle, “Bu saat dedemden kaldı,” dedi.

“Yıllar önce durmuş ve şehirdeki hiçbir saatçi onu tekrar çalıştıramadı. Dedem, bu saatin kalbi durduğunda, ailemizin hikâyesinin de yarım kalacağını söylerdi.”Ahmet Usta, merceğini gözüne taktı ve saatin içini açtı. Dişlilerin arasında, zamanın tozuyla kaplanmış küçük bir kâğıt parçası sıkışmıştı. Usta, cımbızla kâğıdı çıkardı; üzerinde eski harflerle şu cümle yazılıydı: “Zaman, akıp giden bir su değil; sevgiyle kurulan bir köprüdür.” Ahmet Usta gülümsedi, kâğıdı kadına uzattı ve saatin en küçük çarkını özenle temizleyip yağladı. Birkaç dakika sonra, dükkânın derin sessizliğini saatin güçlü ve ritmik tik takları böldü. Kadının gözlerinden süzülen yaşlar, yerini umut dolu bir tebessüme bırakmıştı. Zaman yeniden akmaya, hikâye kaldığı yerden devam etmeye başlamıştı.

صدى الزمن

في أحد أزقة إسطنبول الضيقة، المفعمة بالتاريخ، عاش حرفيٌّ مُسنٌّ كرّس حياته لإصلاح الساعات العتيقة: الأستاذ أحمد. كان الدخول إلى متجره أشبه بتغيير مجرى الزمن. فدقات مئات الساعات المُعلّقة على الجدار تُشبه سيمفونية لا تنتهي من الماضي والمستقبل. بالنسبة للأستاذ أحمد، لم تكن كل ساعة مجرد مجموعة من التروس الميكانيكية، بل كانت كيانًا حيًا يحمل ذكريات شخص ما، وأفراحه، وأحزانه. في إحدى أمسيات الخريف، كان باب المتجر مواربًا قليلًا، ودخلت شابة. كانت تحمل في يدها ساعة جيب عتيقة بالية نوعًا ما بسلسلة فضية. لم يغب الحزن في عينيها عن الأستاذ أحمد. وبينما كانت تضع الساعة على الطاولة، قالت بصوت مرتعش: “هذه الساعة كانت لجدي”.

توقفت الساعة منذ سنوات، ولم يستطع أي صانع ساعات في المدينة إصلاحها. كان جدي يقول دائمًا إنه عندما يتوقف قلب هذه الساعة، ستبقى قصة عائلتنا غير مكتملة. وضع السيد أحمد عدسته المكبرة وفتح الساعة. كانت هناك قطعة صغيرة من الورق، مغطاة بغبار الزمن، عالقة بين التروس. أزال السيد الورقة بملقط؛ كانت تحمل جملة مكتوبة بخط قديم: “الزمن ليس نهرًا جاريًا؛ إنه جسر مبني بالحب”. ابتسم السيد أحمد، وناول الورقة للمرأة، ثم نظف وزيت أصغر ترس في الساعة بعناية. بعد دقائق، قطع صمت المتجر العميق دقات الساعة القوية المنتظمة. تحولت الدموع التي انهمرت من عيني المرأة إلى ابتسامة مليئة بالأمل. لقد عاد الزمن للتدفق، واستؤنفت القصة من حيث توقفت.

مقالات ذات صلة

اترك تعليقاً

لن يتم نشر عنوان بريدك الإلكتروني. الحقول الإلزامية مشار إليها بـ *

زر الذهاب إلى الأعلى